Sıcacık evimden sabahın erken saatlerinde çıkıp işe gitmenin acayip zor olduğu bir cuma gününden merhabalar herkese. Dün itibariyle kar sezonunu açtık Bursa şehir merkezinde, her sene aman aman bir yağış görmediğimizden her yağışı mutluluk veriyor bana karın.
bu fotoğraf dün akşamdan
Çocukken de böyleydi. Kar yağınca kardeşimle sokağa çıkar, oynar, karda yuvarlanır pembecik suratlarımızla eve sırılsıklam döner keyif alırdık karla oynamış olmaktan. Isı farkının bedenimizde yarattığı gerilimle bacaklarımız kaşınır, bu kaşınma ile acıdan gözlerimize yaşlar dolardı da yine de kaçınmazdık bu keyifli kar seanslarından. Sanırım boyum kadar karı 1987 yılında görmüştüm, e tabi o zamanlar boy kısa ama ilkokula yeni başlamış bir çocuk boyu kar sanırım herkese fazla. İstanbul'da kara ilişkin hatıralarım böyle.
Üniversiteyi kazanıp Ankara'da yaşamaya başladığımda karasal iklimin etkisiyle daha bir haşır neşir oldum karla. Okulda ilk sene doğum günümü (mart ayı) kartopu oynayarak kutlamış, çocuklar gibi eğlenmiştik soğuk havaya aldırış etmeden. Sanırım 1999 yılıydı, karın Kasım ayında yağmaya başlayıp yerden tamamen Nisan ayı gibi kalkışı ve hayatımın en uzun karlı dönemini yaşamam. Etrafta beyaz görmekten kamaşan gözlerimizle gidip geldik derslere. Bölüme gidebilmek için yurtların arkasından stadyumun önündeki yoldan buz pateni yaparcasına gidip geldik o yıl değişik yürüme taktikleri geliştirerek, düşmemeye özen göstererek, bir yerimizi kırmayaya çabalayarak. Başardık mı peki, tabi ki hayır, var mıdır o yıl karda düşmeden ODTÜ kampüsünde ayakta kalmayı başaran acaba?? Karın verdiği mutluluk o yıl birazcık ruhumdan uzaklaşmış olsa da Ankara'dan uzaklaşmak, Bursa'da yaşamaya başlamak, kara karşı hevesimi artırdı yeniden benim. Evet mesudum bu hava şartlarında ben...
Ancak karın çileye dönüştürdüğü yaşam şartlarını da düşünmeden edemiyorum ben. Herkese çetin hava koşullarında kolaylıklar diliyorum...



