03 Temmuz 2014

Günler geçse de üstünden...

1,5 ay olmuş bloguma yazmayalı, ara vereli... Ama kolay olmadı benim o 1,5 ayı atlatmam, buraya geri dönebilmem. Kısaca bahsetmek istiyorum geçirdiğim bu süreçten.

Tam 44 gün önce babacığım aramızdan ayrıldı. Daha önce burada bahsetmiştim dermansız hastalığından, direnmeye çalıştı hastalığına, çok acı çekti, çok güçsüz düştü bünyesi, 2,5 aylık hastane tedavi sürecinin ardından hepimize son bir kez gülümseyerek, güzel gözleriyle bizleri ne kadar sevdiğini hissettirerek ayrıldı aramızdan... Zordu, çok zordu ilk anda ve devam eden günlerde yaşadıklarım. Çok azını paylaşabildim... Normalde sıkıntılarımı paylaşsam da sevdiklerimle, babacığımın yokluğunda yaşadıklarımı, hissettiklerimi paylaşamadım, olmadı...


Hayat öyle garip ki acınızı gömüyorsunuz içinize ve kaldığınız yerden tutunmaya çalışıyorsunuz yaşama. Saatler, günler akıp gidiyor ve yüreğinizin bir parçasında kayıplarınız sizinle, yaşamaya devam ediyorsunuz... Babamın aramızdan ayrılmasından bu güne 2 düğün, 1 sünnet düğünü, 1 doğum günü, 1 baby shower, aile ziyaretleri, yollar, yolculuklar, yeni yerler, yeni lezzetler, rutin çalışma, neşeli günler kadar kederli zamanlar, kısacası ne çok şey yaşamışım ben...

Durumumun özeti yorulmuşum çok, hem de çok... Ama asla senin kadar değil babacığım, huzur içinde yat, seni çok seviyorum...



Akıp giden yaşamdan keyif alacağınız, daha az yorulup daha güçlü olacağınız, neşeli günleriniz olsun hep...

Sevgilerimle, Aslı...

14 Nisan 2014

Blogger Etkinliği: Uzay Pastanesi Çikolota Kursu

Dikkat: Bu post fazlasıyla çikolata görseli içermektedir!!!

Sevgili Özge Erol'un davetiyle geçen hafta cumartesi günü Uzay Pastanesinin çikolata kursuna katıldık. Çikolata benim vazgeçilmezim. Zaman zaman diyet vari kısıtlamalar yapsam da yediklerimde, sade kahvemin yanında en az bir küçücük çikolata yemeden duramam. Ergenliğimden beri tek bağımlılığım diyebilirim. Mutlu ediyor, baş ağrımı bile alıyor, zararı yok bana yani:))



Etkinliğe katıldığım blogger arkadaşlarımla aile gibi olduk, birbirimizi göremedikçe, araya çok zaman girdikçe özlüyoruz. Bu etkinlik de hasret gidermek için iyi oldu.



Uzay Pastanesinin üretim tesisleri Nilüfer Köy'de, şirin, temiz ve düzenli bir yer. Çikolatalarımızı şefimiz Bilal Aydemir önderliğinde yapım aşamalarını dinleyip tazecik malzemelerle bizzat kendimiz yaptık.








İki kişilik gruplar halinde çalıştık, ben sevgili Semra ile eşleştim. Keyif dolu dakikalar yaşadık.


Çikolatalarımızın soğuması için geçen zamanda biz de tesis ziyareti yaptık. Tesiste harıl harıl çalışılıyordu; leziz pastalar, kurabiyeler, poğaçalar için.




Birazcık yorgunluğun sonucu görülmeye değerdi; yalanan parmaklar,  leziz mi leziz çikolatalar, gülümseyen yüzler. 





Kursa katılım belgelerimizi de alıp mutlu mesut tuttuk evlerimizin yolunu.


Kahvenin yanında insanın kendi yaptığı çikolatalarla keyif yapması ne büyük mutluluk:))



Bu güzel gün  için Özge Erol ve tüm Uzay Pastanesi çalışanlarına teşekkürler, sevgiler.

Uzay'ın pasta mutfağında dönem dönem çikolata, pasta, kurabiye kursları veriliyor. İlgisi olanla bence mutlaka katılsınlar...

08 Nisan 2014

Roma'da son gün, dönüş ve notlar...



Roma'da bulunduğumuz 4 gün süresince güneşin bize eşlik etmesine ve şansımızın yaver gitmesine karşın son gün yağmurla uyandık. Uçak için erken saatte hava alanında bulunmamız gerektiğinden sağanak yağmur bizi hiç etkilemedi.


Termini'den bindiğimiz havaalanı otobüsünün camından bakarken oradaki sınırlı zamanımızda geçirdiğimiz günleri düşünüp havanın arkamızdan ağlayışı izleyerek başladık dönüş yolculuğumuza..


Havaalanında kontuara girdiğimizde bavul ağırlık sınırını aşma kaygımızı biraz azaltmak için kardeşimle birlikte koyduk bavullarımızı tartıya, toplam kilodan kurtarırız belki diye.

Vee gördüğümüz sonuca inanamadık. 40 kilo üst limite bizdeki sonuç 39,9!!. Süper değil mi? Böylelikle bir sürü ek işlemden kurtulmuş olduk.


Pegasus'la vaktinde kalkış, sorunsuz uçuş ve zamanından erken varışla Sabiha Gökçen'e varmış olduk. Ardımda bıraktığım güzel anılarla yeni gezi planları yapmaya başladım yine ben.



Roma gezimize dair izlenimlerim:

* Seyahatimizi gerçekleştirdiğimiz Pegasus ile hiç bir sıkıntı yaşamadık, iki uçuşumuz da saatinde ve sorunsuzdu. Planlanan sürelerden önce iniş gerçekleştirdik, bavullar ile ilgili de sorun yaşamadık, şanslıyız bu konuda sanırım.

* Kalacağınız yer ile ilgili lüks takıntınız yoksa güvenli, temiz ve merkezi olan her hangi bir yeri tercih edip uygun fiyatla konaklayabilirsiniz. Ben "booking.com" dan bu kriterlere uyan yorumlu otelleri araştırıp uygun fiyatlı bulduğum otelimizden hiç şikayetçi olmadım. Gecelik 2-3 euroluk şehir vergisi otele giriş yaptığımız gün peşin alındı, bilgi vereyim dedim.

* Roma merkezi bana İstanbul'u anımsattı, gezdiğim her yerde İstanbul'un ilçelerinden benzetmelerim oldu, fark daha düzenli ve temiz olması, tarihi binaların daha iyi korunması, restorasyon çalışmalarının aralıksız sürmesi...

* Ulaşım oldukça düzenli. Metro biraz bakımsız ancak yaşayan halkın en yaygın kullandığı toplu taşıma aracı. Otobüslerde bilet kontrolü yok, Roma Pass kartınız veya biniş biletiniz cebinizdeyse ani bir kontrolde sorun değil ancak biletiniz yok ise cezası oldukça yüksekmiş. Biz 4 gün hiç kontrole denk gelmedik.

* Şehir en güzel yürünerek geziliyor ancak ayakların bittiği durumlarda toplu taşıma şart bence, bu yüzden 3 günden fazla kalacaksanız mutlaka Roma Pass kart alın.

* Termini çevresi biraz karışık, çok fazla işportacı var, şehrin en karanlık tarafı bana göre ancak korkacak hiç bir şey yok, saat kaç olursa olsun.

* Turistik yerlerde rengarenk makarnalar var ancak ben size süper marketlerden alacağınız taze makarnaları öneririm. Despar, Conad gibi marketler alışveriş için uygun.

* Roma'da çok fazla çeşme var, suya sürekli para vermenize hiç gerek yok.

* Paranızı harcarken fiyatları Türk Lirası'na çevirmek yerine, her güne harcama için belli bir bütçe ayırıp 1 Euroyu 1 TL gibi düşünürseniz tatiliniz daha keyifli hale geliyor, benden bir tavsiye:)


Sahi sizler niçin düşük bütçeyle kısa süreli böyle geziler planlamayasınız ki? Hayat akıp gidiyor, hep bir koşuşturma, insanın biraz da kendisine vakit ayırması lazım değil mi? Ne için çalışıp çabalıyoruz ki?

Renkli, keyifli günler dilerim herkese....