27 Nisan 2016

Çarşamba Önerisi: Rimmel London Nail Base &Top Coat

Merhabalar,
Bundan sonra çarşamba günleri blogumda sevdiğim, kullanıp deneyimlediğim bazı bakım ve kozmetik ürünleri paylaşmaya karar verdim. Umarım "Çarşamba Önerilerim" sizin için de faydalı olur.

İlk önerim bir oje bazı ve tırnak koruyucu/kurutucu. Rimmel London'ın bu ürününü Watson'sta oje bakarken tesadüfen gördüm. Hem baz hem de koruyucu bir arada olunca merak edip aldım. Benim tırnaklarımın şöyle bir sorunu var; tiroid hastası olduğum için üstten kolay kırılır, oje sürdüğümde neredeyse 1 gün içinde tırnak ucundaki oje yok olur, akşam sürdüğüm ojede sabah kalktığımda çarşaf izi mutlaka olur. Bu yüzden ojesiz gezmeyi sevmesem de oje kullanımı benim için çok kolay değildir. 



Bu ürünü aldığımdan beri baz olarak temiz tırnağın üzerine uyguluyorum, sonra ojemi sürüyorum (çabuk kuruması için genellikle tek kat) ardından tekrar bu ürünü sürüyorum ve sonuç: mutlu ben. ojemi akşam sürmüşsem son katı akşam sürmüyor ertesi gün çarşaf izli tırnaklarıma sürüyorum ve izlerden eser kalmadığı gibi tırnaklarım gayet parlak bir şekilde ojeyi muhafaza ediyor. Bu arada ojem yaklaşık 4 gün kadar kalıcılığını koruyor. (Alt resimdeki manikürsüz tırnaklarımın kusuruna bakmayın)



Aranızda bu ürünü kullananlar var mı? Belki çok daha iyileri vardır ancak 5.45 TL gibi bir ücretle aldığım bu üründen ben oldukça memnunum. Haftaya çarşamba yeni bir öneride görüşmek üzere... Sevgiler...

                                                                                                                                                 Aslı

25 Nisan 2016

Postcrossing...

Çok çok uzun bir aradan sonra herkese merhaba,
Bloglarınızı okumaya devam etsem de uzun süredir kendi blogumu güncelleyemedim maalesef:( Canım beybim doğum iznine ayrıldığından beri yaşadığım iş yoğunluğu en büyük etken bu duruma. Ama artık ihmal etmemem lazım blogumu farkındayım. Uzun lafın kısası artık buradayım:)


Bu aralar en sevdiğim hobilerim zumba yapmak ve postcrossing. Sevgili Yasemen ve Esra sayesinde başladığım postcrossing serüvenim gün geçtikçe artan kart koleksiyonumla güzelleşiyor. Geçen gün instagramda Yaren'le yazışırken bu konuda bir post hazırlamanın vaktinin artık geldiğini fark ettim. İlgi duyarsanız siz de başlarsınız belki bu güzel hobiye:) Kendi bilgim dahilinde sizlere anlatmaya çalışayım bu sistemi.


Postcrossing dünyanın herhangi bir yerinden kart almanızı ve size sistem tarafından tesadüfen verilen adrese kart göndermenizi sağlayan bir proje. Yapmanız gereken öncelikle www.postcrossing.com sitesine giriş yapıp üye olmanız ve kartlarınızı alacağınız adresinizi tanımlamanız. Daha sonra sistem size kart göndermeniz için belirli sayıda hak veriyor. Aynı zamanda sizin adresinize de kart gelmeye başlıyor hiç tanıyıp bilmediğiniz kişilerden, dünyanın dört bir ucundan. Kart gönderebilmeniz için asgari düzeyde ingilizce bilmeniz yeterli, hatta dil bilginiz yoksa çeviri programlarıyla bile kart atabilirsiniz.


Kart göndermek için sayfanızın sol üst kısmında bulunan "send a postcard" seçeneğine girip alttaki kutucuğu işaretleyip "request adress" seçeneğini tıkladığınızda size bir adres ve bir ID numarası veriliyor. Bu kısım önemli çünkü göndereceğiniz karta mutlaka o ID numarasını yazmalısınız. Böylece kartınızı alan kişi o numarayla kartınızı aldığını sisteme bildirecek ve siz de yeni kartlar gönderme hakkı alacaksınız. Kartınızın ulaştığı bilgisi e-mail ile size bilgi olarak geliyor.


Adresinizi aldıktan sonra sıra kartınızı hazırlamakta. Karta ID numarasını ve adresi okunaklı bir şekilde yazdıktan sonra istediğinizi yazabilirsiniz. Ben genellikle kim olduğumdan ve neler yaptığımdan bahsediyorum mesela, tarih yazıp, hava durumunu gösteren bir figür çizip dereceyi de yazıyorum. Kartlarımı desenli bant ya da stickerlarla da süslüyorum. Eğlenceli geliyor bana. Kartlarımı özel bir istek yoksa zarfsız gönderiyorum, genel eğilim sistem içerisinde bu şekilde.


Adresinize bir kart geldiğinde eminim siz de benim kadar mutlu olacaksınız. İşte o zaman da yapmanız gereken sayfanıza gidip "register a postcard" sekmesini seçip ekrana gelen sayfaya size gelmiş olan karttaki ID numarasını yazmak. Aynı zamanda sayfanın altındaki "short message" kısmına göndericiye yönelik bir teşekkür yazısı da yazabilirsiniz. 



Sistem kısaca bu şekilde işliyor. Sayfanızda istatistiksel bilgileriniz de var. Profilinizi istediğiniz gibi düzenleyebilir, almak istediğiniz kart tercihlerinizi yazabilirsiniz. 


Ben yaklaşık 8 ay önce sisteme üye olmuşum. Bu zamana kadar 40 kart gönderip 41 kart almışım. En çok kart alışverişi yaptığım ülke Rusya. Kartlarımdan 10 günde gideni de var 60 günden uzun sürede gideni de.  Ulaşmayan kartım hiç yok. Bazı ülkelere gönderim süresi çok uzun. 


Bulunduğum yerde güzel kartpostallar bulmakta zorlanıyorum genellikle. PTT'nin bayramlarda ve özel günlerde dağıttığı ücretsiz kartpostallar var. Geçenlerde mahallemdeki küçük bir kırtasiyede bazı güzel kartpostallar buldum. Yurt dışından gelen tanıdıklarım da artık bana hediye olarak kartpostal getiriyorlar:) Bence çok güzel bir koleksiyonum var artık. kartlarla gelen pullara da ayrıca bayılıyorum. Dünyanın herhangi bir yerinden hiç tanımadığım bir kişiyle bu şekilde etkileşime girmek çok güzel bence.




Dilim döndüğünce bilgim dahilinde sistem ile ilgili size bilgi vermeye çalıştım. Fotoğraflardaki kartpostallar bu zaman kadar aldıklarımdan bazıları. Sorularınız olursa yorum olarak yazarsanız mutlaka cevaplarım. Mutlu haftalar, sevgiler ve ayrıca "Happy Postcrossing:))"


28 Aralık 2015

Evden yeni yıl manzaraları...

Küçükken en sevdiğim renkmiş kırmızı. Benim çocukluğumda öyle şimdiki gibi pembeler revaçta değilmiş. Annemler toplumsal cinsiyet rollerini pekiştirici renkte giysiler almazmış bana, bilinçliymişler yani (bu konuda en kısa zamanda bir post hazırlayacağım). Yeşillerle, sarılarla, mavilerle büyümüşüm de aklım hep kırmızıdaymış çocukken, ayrılmazmışım mesela kırmızı rugan ayakkabılarımdan. Büyüdükçe renk seçimimde keskin bir dönüş olmuş, hoop yeşile kaymış tüm ilgim, renk körlüğü mü başlamış ben de acaba:))) Yıllardır en sevdiğim renk yeşil ve fıstık yeşili hariç tüm tonları.. Hal böyle olunca yılın bu ayını süslemeye başlayan yeşil-kırmızı- beyaz renklerinin çekim gücüne kapılmadan edemiyorum. Evimi ufaktan ufaktan süslemeye başladım. Yeni yıl, yeni planlar, yeni umutlar... Sevdiklerinizin yanınızdan ayrılmayacağı, sağlıklı, huzurlu, neşe dolu bir yıl diliyorum 2015'in son pazartesi gününden sizlere ve evden bir kaç kareyle ayrılıyorum...