23 Ekim 2014

Vişneli Tart

            Bu hafta sonu uzun bir süreden beri ilk defa kendime ayıracağım geniş bir vaktim vardı. Mutfakta uzun süreyle kalmayı pek sevmem, pratik tarifler daha çok işime gelir. Madem vaktim bol geniş vakit harcayabileceğim bir tarif deneyeyim dedim. Buzlukta mevsiminde alınmış vişnelerim vardı. Ne yapsam bunlarla diye biraz kafa yorup Cafe Fernando'nun kitabında gördüğüm pie hamuruyla vişneli tart yapmaya karar verdim.


            Hamurun tarifi kitaptan; tereyağ, un, soğuk su, tuz, elma sirkesi ve şeker ile yapılan hamur dinlemesi için en az 4 saat buzdolabında bekletilmeliymiş, vaktim boldu da ben yine de sabredemedim, 3 saatlik dinlendirme sonrası yapıverdim tartımı. Ben tarife kitaptan baktım ama siz hamurun tarifine buradan da ulaşabilirsiniz.


           Hamuru dinlendikten sonra, iki yağlı kağıt arasında oklava ile pişireceğim tart kalıbı genişliğinde açtım. Hamurun üzerine biraz şeker serpip vişnelerimi dizdim, üzerine yine biraz şeker serptim ve doğru fırına verdim. Tart piştikten sonra evdeki vişne reçelimden birazcık üstüne fırça yardımıyla cila olarak sürdüm. İşte sonuç:


       Kendime not: Hamurdaki tereyağ oranı bizim damak zevkimize göre biraz fazlaydı, bir sonraki denemem de oranlarla biraz oynamalıyım. Vişne oldukça su verdiği için sonraki tartımı armut, elma, erik gibi daha az su sırakan bir meyve ile denersem daha lezzetli olacağına eminim.


Ağzınızın tadı hiç bozulmasın, sevgiler...

21 Ekim 2014

Blogger Etkinliği: Balköpüğüblog Bursa'da...


   Neredeyse blog yazmaya başladığım ilk günlerde takip etmeye başladığım sevgili Gizem -Balköpüğü Blog evlenmesinin ardından Bursa'da yaşamaya başladı. Geçtiğimiz pazar günü Bursa'daki blog yazan kişilerle tanışmak ve bir araya gelmek için düzenlediği #BalkopuguBursada etkinliğinde buluşturdu bizleri. Pakmaya ana sponsorluğunda Almira Otel'de gerçekleştirilen etkinlik Gizem'in tanışma ve "Daha çok Okunan Bloglar" workshopuyla başladı, devam eden süreçte keyifli sohbetler edildi, güzel bir pazar günü geride kaldı...


      Salondaki cici mi cici iki masa mywishevent ve potikr.organizayon tarafından hazırlanmış...




Bizleri güler yüzleri ile karşılayan Şerife ve Fatma gün boyunca koşturup durdular, emekleriniz için tekrar çok teşekkür ederim. 


Sevimli Tatlar-Remziye'nin bizler için hazırladığı badem şekerleri ve Kalbimde Kalanlar blogunun sahibi tarafından hazırlanan kitap ayracımız...


Etkinliğin başında bizlere dağıtılan isim kartlarımızın altında birer de sayı yazılıydı. Etkinlik sonunda bu sayıların çekiliş için verildiği gördük. Sevgili Gizem her birimize çekilişle birer hediye vermenin dışında taşımakta zorlandığımız birer de hediye seti hazırlamış...


Çekilişte bana çıkan kartonworks.com un çevre dostu taburesi gerçekten çok kullanışlı, taşır mı taşımaz mı derken denedik ağırlıklarımızı gayet taşıyor:))



Bu keyifli günde bizleri buluşturduğu ve sürprizleri ile bizleri mutlu ettiği için Balköpüğü Blog a ve hediyelerinden ötürü Pakmaya, Koroplast, Artebella, Bambum, Dermokil, Otacı, Farmasi, Kent Kitap, mumyak.com, Note, Neşeli Bileklikler, Parfümevi, Dermadolin, Workwonders, Hüsnadan, Özlem Sabun, Aspire, Candia, Revox ve Kozmobio'ya çok çok teşekkürler...

Son olarak masamızdan bir kaç kareyle veda ediyorum sizlere. Sağlıcakla kalın...








25 Ağustos 2014

Ice Bucket Challenge ve ALS hakkında...

Babacığımı 3 ay önce ALS hastalığı sebebiyle kaybettik. Gündemdeki ice bucket challenge hakkında düşüncelerimi paylaşmak isterken kardeşimin facebook hesabında yazdıkları o kadar etkiledi beni ve hislerime o kadar tercüman oldu ki izniyle buradan hiç bir değişiklik yapmadan onun bu yazsını paylaşmak istiyorum...


Ben de müsaadenizle şu #icebucketchallenge ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum, babasını 3 ay önce ALS’den kaybetmiş bir evlat ve bir hasta yakını olarak… Bardağın her zaman dolu tarafını görme eğilimindeyimdir; bağış yapma kültürüne aşina olmayan milletimiz tarafından ALS-MNH Derneği’ne, neredeyse rekor sayılabilecek meblağda bağış yapılması, pek çok yerli ve yabancı ismin, kimi zaman show haline dönüştürseler de ALS kelimesini telaffuz ediyor olması elbette takdire şayan… Farkındalık yaratma çabaları bu anlamda başarıya ulaştı denilebilir ancak bence esas sorun sadece kısaltmasını seslendirdikleri ALS’nin ne melun bir hastalık olduğunun ne kadar farkında olunduğu ile ilgili!!! Bir kere bu ülkede (belki dünyada da) bu hastalığın tanısını alabilmek hiç kolay değil, o zaman doktorların farkındalıklarını kim arttıracak? Babamın tanısını, uzmanlık alanı olmasına rağmen bir nöroloji hekimi değil de ayırıcı tanıda fizik tedavi uzmanı koymuşsa örneğin… Sonra doktor size hastalığı anlatırken öyle soğuk duş etkisi yaratmıyor bence, aksine kor alevlerde yanmaya başlıyorsunuz, yüreğiniz dağlanıyor. Çünkü doktorlar pek çok hasta yakınına bu hastalığı şöyle anlatıyor: YAVAŞ YAVAŞ ELİN AYAĞIN TUTMAYACAK, KONUŞAMAYACAKSIN, YÜRÜYEMEYECEKSİN, YEMEK YİYEMEYECEK, SU İÇEMEYECEKSİN, YUTKUNAMAYACAKSIN, SOLUNUM CİHAZINA BAĞLANMADAN NEFES ALAMAYACAKSIN, AMA BEYNİNE BİR ŞEY OLMAYACAK, DÜŞÜNMEYE VE SADECE GÖRMEYE DEVAM EDECEKSİN, VÜCUDUNDA BİR TEK GÖZ KAPAKLARIN KIPIRDAYACAK ÇÜNKÜ HASTALIKTAN ETKİLENMEYEN TEK KAS GÖZ KAPAKLARINDA...CANSIZ BEDENİN, TAM AÇIK BİR BİLİNÇLE YATAKTA ÇARESİZ YATACAK. MUHTEMELEN ÜÇ YA DA DÖRT YIL İÇİNDE DE ÖLECEKSİN. Ben bunları telefonda ilk duyduğumda, tepkime şahit olanlar iş arkadaşlarımdı. Selin Aslan, Nazım Şimşek Hatırlar mısınız gözyaşlarımı? Hiç ilgisi yoktu değil mi öyle buzlu suyla falan? Deneyimlenen acıları size kelimelerle tarif edebilmem ne yazık ki mümkün değil… Tek isteğim, eğer gerçekten taşın altına elinizi koymak istiyorsanız, bu tür saman alevi gibi parlayan ve sönen, dönemsel, geçici kampanyaların yanında, tedavi alternatifleri ve hastaların yaşam kalitesini arttırmak için lobi yapılmasına katkıda bulunmanızdır. Aileniz veya çevrenizden sevdiğiniz herhangi bir ferdin, solunum cihazına bağlıysa eğer, örneğin elektrikler kesildiğinde ne yapacağını düşünmemelisiniz kara kara. Böyle bir durumda kendi yaşayacağınız çaresizliği ve travmayı bir kenara bırakın, hastanızın nefes alma gibi hayati bir fonksiyonu riske girmiş oluyor!! Ve ALS ile tanıştıysanız, bu, düşünmeniz gereken detaylardan sadece biri oluyor... Umarım hiç kimse, henüz tedavisi bulunmayan bu yetim hastalıkla tanışmak ve sevdiklerinin eriyip gitmesine göz yummak zorunda kalmaz… Kalın sağlıcakla!

Hepinize sağlık ve huzur dolu günler dilerim, sevgilerimle...